6 Haziran 2013 Perşembe

FİNALLERİMİZ BUGÜN İTİBARİ İLE BAŞLAMIŞ BULUNMAKTA. 
HEPİMİZE KOLAY GELSİN :)

5 Haziran 2013 Çarşamba

RENKLERİN DÜNYASI


Renk Nedir?" sorusuna: "Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır." şeklinde teknik bir cevap verebiliriz. Peki, rengi ifade edebilmek için bu açıklama yeterli midir? Renkler sadece birer algılama mıdır? Kapkaranlık bir odada mı kendimizi daha iyi hissederiz yoksa kırmızı bir odada mı?Evet, renkler insanın ruh halini yansıtır ve etkiler. Sadece ruh halini değil, sağlığını ve enerjisini de etkiler. Bu nedenle, renklerle tedavi, genel tedavi uygulamasını destekleyici olarak yüz yıllardır kullanılmaktadır. Örneğin, kalp rahatsızlığı ve verem şikayeti olanlara, aynı zamanda dinlendirici ve huzur veren bir renk olan yeşil renk tavsiye edilir.
Şeftali rengine boyalı duvarların bir sakinlik duygusu uyandırdığını biliyor muydunuz?
Temizlik maddelerinin ambalajları, nikotini düşük sigaralar ve diyet içecekler üzerinde kullanılan beyazın da önemi var. Temizliği, hafifliği ve düşük kaloriyi ifade ediyorlar.
Renklerin insan üzerindeki etkisi nedeniyle nemli bir toplantı veya sınav için giyeceğimiz şeye dikkat etmeliyiz.
İş toplantısı için mavi veya lacivert renk daha uygun olacaktır.
Renklerin insan üzerindeki etkileri sağlık, psikoloji, alışveriş, üretim, zihinsel ve fiziksel performans gibi konularda kullanılmaktadır.
Renkler etkilerine göre kendi aralarında soğuk ve sıcak renkler olarak ayrılmaktadır.
·         Beyaz: Temizlik, saflık ve güven hissi verir. Hüzünlendirir.
·         Siyah: Konsantrasyonu ve özgüveni arttırır.
·         Mavi: Özgürlük hissi verir ve sakinleştirir.
·         Yeşil: Dinlendirir ve huzur verir.
·         Kırmızı: Tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İştah açar.
·         Sarı: İnsana heyecan ve canlılık verir. Dikkat çekicidir.
·         Mor: Bilinç altını olumsuz etkileyebilir.
·         Pembe: Neşe, güven ve rahatlık verir.
·         Turuncu: İştah açar. Yorgunluğu giderir.
·         Lacivert: Düşünce gücünü arttırır. Ciddiyet verir.
·         Kahverengi: Toplum içinde rahatlık ve güven verir.
·         Gri: Uzlaştırıcıdır. Yoğun kullanılırsa bunaltıcı olabilir.

                   Sizin renginiz hangisi? 

TÜM TEORİLERİ SARSAN DÜNYA’NIN EN ESKİ TAPINAĞI

GÖBEKLİTEPE


İlk defa Dünya’da tek olan bir şeye sahibiz ve bu Şanlıurfa’da yer alıyor. Dünya’nın ilk tapınağı olarak bilinen Göbeklitepe M.Ö. 9.600 da yapılmış yani 11.600 yaşında. Dünya’nın çok fazla ilgisini çeken ancak Türkiye’de pek bilinmeyen bu tapınak National Geographic’e “Dinin Doğuşu” (Haziran 2011), New Yorker dergisine de “Medeniyetin Doğuşu” (Aralık 2011) diye kapak olmuş. İnternette 800.000 den fazla link var bunlar neredeyse tümü yabancı dilde bu ne kadar ilgisiz kaldığımızın bir göstergesi aslında.












Diğer bilinen en köklü eserlerin tarihini dikkate aldığımızda Göbeklitepe’nin ne kadar eski bir oluşum olduğunu görmek mümkün;
Göbeklitepe                          M.Ö. 9600      Yaşı: 11.600
Stonehedge                           M.Ö. 3000      Yaşı: 5.600
İlk Mısır Piramitleri             M.Ö. 2650      Yaşı: 4650
Inka – Machı Pıchu              M.S.  1450      Yaşı: 550

Göbeklitepe’de ki Yapılar

Kolonlar bulunuyor bunlar T şeklinde ve 1,5- 7 metre olarak ölçülmüş. 15 tonluk taşlar ve 300- 400 metre öteden taşınıyor. İşin ilginç yanı ise o dönemde tekerlek olmaması. Yapıları 1000 yıldan fazla sürede yapmışlar, hepsi farklı zamanlarda yapılmış. Sonra kendileri hepsini 11.000 yıl önce tümüyle gömmüşler. Bu nedenle çıkarılanlar çok iyi durumda. 4 yuvarlak ve 2 dikdörtgen yapı toprak altından çıkarılmış durumda. Çıkarılan yapılarda en iç yuvarlağa giriş yok bunun nedeni ise bilinmiyor.
Tabanlar su geçirmez özellikte olan Monoblok kayadan veya Dökme Mozaik’ten yapılmış. Bu ise tapınaklarda sıvı içeren törenler yapıldığını gösteriyor. Kan? Su? İçki? Bilinmiyor..

Bulgular

O tarihteki en yakın yerleşim yeri Nevali Çöri 35 km ötede yer alıyor. Ancak Nevali Çöri’nin nüfusu 16 ton taşımak için yetersiz bu yüzden başkalarının da olması gerekiyor.
Göbeklitepe’de bu boyutta bir kaya işçiliği için gerekli sağlam el aletleri bulunmadı. Sadece “kullan-at” tipli basit taş aletler var. Bol miktarda yenmiş hayvan kemiği var. Henüz hiç gömülmüş insan bulunmadığından mezar, yapılarda kapı olmadığında ise ev olmadığı anlaşılıyor.

Bulgularla Senaryo

Ayrı yerlerdeki insan grupları aynı zamanda kalkıp gelmişler. Yanlarında yemeklerini ve asıl değerli el aletlerini (sert kaya olanları) getirmişler. Bir süre orada yaşayıp tapınağı yapmışlar. İşçiler el aletlerini de alıp evlerine dönmüşler.
Arada uğramışlar (mı? ne yapmışlar? ne zamanlarda?
Orada kimler kalmış? (rahipler? kim onları beslemiş?)
1000’den fazla yıldan sonra yapmaz olmuşlar (neden?)
Ve hepsini gömmüşler (kim? neden?)
BİRÇOK SORU İŞARETİ

Birçok soru işaretine rağmen şu anda bile var olan inanç ve teorileri sarsıyor.
Tevrat’a göre “Tanrı insanı 6.500 yıl önce yarattı”… İncil Tevrat’ı tekrarlar!
Göbeklitepe 11.600 yaşında olduğuna göre İncil ve Tevrat yalan mı?




Birçok yurtdışı fon destekte bulunuyor ve UNESCO Dünya Mirası’na başvuru çalışmaları devam ediyor. Henüz çıkarılmamış yapılar mevcut, kazı hala devam ediyor. Bize düşen ise bu eşi benzeri bulunmayan Dünya’da tek olan bir yapıya sahipken onu;
TANIMAK
TANITMAK
KORUMAK!



Dünyanın en merak edilen soruları

Dünyanın en saygın popüler bilim dergilerinden İngiliz BBC Focus, dünya’nın en çok merak edilen 101 sorusuna cevap aradı. işte bu merak edilen sorulardan 10 tanesi...
Bitkiler de yaşlanıp ölür mü?

Eğer bazı bitkilere iyi bakarsanız onlar sonsuza kadar yaşabilirler. Ancak bazı bitkiler mevsimlik bitkilerdir onlara ne kadar iyi bakarsanız bakın bir gün mutlaka yaşlanırlar , mevsimleri biter, ve ölürler.
Üzüm mü şarap mı daha yararlı?
Üzümün yararlı olmasını sağlayan şey içinde bulunan antioksidanlardır. Ve şaşırtıcıdır ki şarabın içinde üzümün olduğundan tam 2 kat daha fazla antioksidan vardır. Bu nedenle şarap üzümden daha faydalıdır.
Arabanın arka koltuğunda neden araba tutar?
Arabanın arka koltuğunda araba tutar çünkü arabanın arkasında oturanlar ufuk çizgisini göremezler.  Bu da iç kulakla , gözlerinizin farklı şeyler algılamasına yol açar. Yani iç kulağınız hareket ettiğinizi algılarken, gözleriniz sabit durduğunuzu zanneder . Bu da bir dengesizlik yaratır. Böylece midenizin bulanması muhtemeldir.
Kuşlar ıslanır mı?
Hayır, kuşlar gagalarında bir çeşit yağ üretirler, bu yağı da bütün vücutlarına sürerler. Bu yağ suyun tüylere ulaşmasını engelleyecek türde bir yağdır. Bu yağ sayesinde su tüylere ulaşamaz böylece kuşlar da ıslanmazlar.
Evrenin en soğuk yeri neresidir?


Evrenin en soğuk yeri dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında yer alan  Boomerang Nebula’dır. Burada  sıcaklığın eksi 272 derece olduğu tahmin ediliyor.
Dijital fotoğrafların ömrü ne kadardır?



Eğer fotoğraflarınızı CD’ye aktarır ve bu CD’yi güneş almayan bir yerde saklarsanız bu fotoğrafların ömrü 100 yıla kadar uzayabilir.

                                               Kusursuz görüş ne demektir?


Herkes en az bir kez göz doktoruna gitmiştir ve belirli bir mesafeden harf çizelgesini okumaya çalışmıştır. Zaten bu şekilde doktorlar gözünüzün numarasını belirleyebilmektedirler. Araştırmalar kusursuz görüşün bu harf çizelgesini 6 metre öteden okuyabilmekten geçtiğini gösteriyor.
                                              Neden soğan doğrarken ağlarız?

soğanın içinde bulunan lachrymatoryfactor isimli bir enzim gözlerde kaşıntıya sebep oluyor. Soğanı doğrarken de bu enzim havaya dağılıyor. Göz de kendini bu kaşıntıdan korumak için gözyaşlarını kullanıyor.
                                               Gıdıklanırken neden gülüyoruz?


Gıdıklanma tamamen küçükken öğrendiğimiz birşey. Eğer küçükken kimse sizi gıdıklamasaydı siz de gıdıklanmayı hiç bilmeyecektiniz. Yapılan araştırmalar kimsenin kendi kendisini gıdıklayamadığını gösteriyor.
                                 Sivrisinek ısırınca neden kaşıntı yapar?



Sivrisinek ısırdığı zaman derimize  kan pıhtılaşmasını engelleyen bir tükürük enjekte ediyor. Vücudumuz da bu yabancı enzime engel olmak ve kendini korumak için antikorlar üretmeye başlıyor. Bu da kaşıntıya sebep oluyor.






4 Haziran 2013 Salı

AĞLAMAK...

Tıbbi araştırmalar, rahatça ağlayabilen kişilerin daha sağlıklı bir hayat sürdüğünü göstermektedir  İnsanın keder ve elemden ağlayıp içini dökmekle büyük ölçüde rahatlayacağı herkes tarafından bilinmektedir. Ağlamanın ayrıca kan dolaşımı ve solunum sistemine de iyi bir fiziki çalışma sağladığı bilim adaları tarafından belirtilmektedir.
Gözyaşları kendi  başına bir ilaç özelliği göstermektedir. Gözyaşları zararlı bakteri ve virüsleri öldüren bir enzimi ihtiva etmektedir. Psikiyatri araştırma laboratuvarı müdürü Dr. William Frey tarafından yapılan bir araştırmada, insanın duygulanarak veya sinirlenerek döktüğü gözyaşlarının kimyevi bakımdan farklı olduğu ispatlanmıştır. Duygulanma sonucu akıtılan gözyaşlarında daha yüksek konsantrasyonda protein bulunmaktadır. Kalp hastalıkları, pektik ülser, kolit, deri döküntüleri ve gerilimlerin yol açtığı pek çok hastalığın kaynağı, içe dökülmüş gözyaşları olabilir. Oysa ki ağlamak, gülmek gibi, duygunun bir çeşit dışa vurulma şeklidir.
Ağlamak., dolaşım, solunum, damar ve sinir sistemini uyarır. Nabız hızlanır, kan basıncı yükselir. Yutağın kasılması boğazda tıkanıklık hissi uyandırırken, diyaframın kasılmasıyla hıçkırık başlar. Şiddetli, bir öksürmeyle akciğerden dışarı saatte 70 mil süratle hava atılır. Kısa süreli ağlama iyi bir egzersizdir. Ağlamak; gerilimi azaltarak kendimizi yenilemiş ve tazelenmiş hissetmemizi sağlar.
Ağlamak ilk lisanımızdır. Bebekler doğar doğmaz ağlamaya başlarlar. Bebekteki değişik ağlamalar; acıktım. Altımı değiştir, beni kucağına al gibi basit ihtiyaçlarımızı haber veren değişik mesajlar taşır.

Kızını evlendiren bir anne gibi pek çok insan, mutlu oldukları zaman da ağlar. Eğer duygulandığınızda gözyaşı dökerek ağlamaz veya ağlamamak için sarf ederseniz kontrolunuzu kaybeder ve bir çok hastalığı davet etmiş olursunuz. Bu sebeplerdendir ki duygulandığınızda, ağlamamak için fazla direnmeyiniz.

OLİMPİYAT COŞKUSU

 
Uluslar Arası Türkçe olimpiyatları veya eski adıyla Yabancılar İçin Türkçe Yarışması’nın bu yıl 11.si gerçekleşiyor. Büyük bir hayranlıkla izlediğimiz ,  Uluslararası Türkçe Olimpiyatları 1-16 Haziran 2013 tarihleri arasında Türkçe Olimpiyatları Kızılcahamam kampında yapılacaktır. Şarkının Yıldızları Finali İstanbul’da, Şiirin Yıldızları Finali ise Ankara’da yapılacaktır. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarına bu yıl 140 ülkeden  gelen 2000 öğrenci Marmara’dan Güneydoğu’ya, Ege’den Karadeniz'e  Türkiye'nin çeşitli illerinde program yaparak gönülleri mest ediyor. Şiirleri, şarkıları ve danslarıyla beğeni toplayan gençleri izlemek isteyenler etkinliklerin düzenlendiği statlara akın ediyor.

Bu coşkuya katılmak isteyenler için yarışma programı;

3 Haziran 2013 Pazartesi

Canlılar İçin Yeni Tehlike: Işık Kirliliği

Günümüzde, şehirde veya şehir yakınlarında yaşayan insanlar geceleri gökyüzündeki yıldızların çoğunu görememektedirler. Şehirde yaşayan nüfusun hızla artmasıyla, açık alan aydınlatmaları yapılmaya başlanmıştır. Bunun sonucu olarak gökyüzüne yayılan ışığın miktarı artmıştır. Ancak şehirden yeterince uzaklaşıldığında Samanyolunu ve pek çok yıldızı görebilmek mümkün olabilmektedir. Bunun nedeni önemli fakat önemsenmeyen bir sorun olan ışık kirliliğidir.
Gerekmeyen yerlerin aydınlatılması, gereğinden fazla aydınlatılma yapılması, gözü yorar ve görmeyi olumsuz etkiler. Buna ışık kirliliği deriz. Işık kirliliği, uzman olmayanlar tarafından yapılan park, bahçe, çevre ve sokak aydınlatmalarıdır.  
Işık kirliliğinin kaynakları       
1- Yol, cadde ve sokak aydınlatmaları.
2- Park, bahçe ve spor alanlarının aydınlatmaları.
3- Turistik tesislerin, binaların dış cephe aydınlatmaları.
4- Reklam panoları.
5- Güvenlik amacıyla aydınlatma.
6- Evlerden, binalardan taşan ışıklar.
Kullanılan armatürlerin ve lambaların yanlış seçimi ve yanlış yönlendirilmesi, bu aydınlatmalarda ışık tecavüzü, göz kamaşması, dikine ışık ve aşırı miktarda ışık oluşmasına neden olur. Bu durum, konuya yeterince önem verilmemesi ve bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Işık Kirliliğinin Sonuçları Nelerdir?
Göze zarar verir
 Gökyüzünün güzelliğini görmemizi engeller
 Gökyüzü incelemelerinde gök bilimcileri olumsuz etkiler
 Aile ve ülke ekonomisine zarar verir
 Yumurtadan çıkan deniz kaplumbağalarının denizi bulmalarını engeller, çoğunun ölmesine neden olur Ayrıca mehtabın parlak olduğu zamanlarda yumurtlayan dişi kaplumbağalar çok ışıklı yerlerde yumurtlamaz.
ışık kirliliği göçmen kuşlar için de ciddi bir tehlikedir. Geceleri yıldızlardan faydalanarak yollarını bulan kuşlar, şehir ışıklarının cazibesine kapılıp yollarını kaybedebilmektedirler. Bu şekilde meydana gelen kuş ölümleri hiç azımsanamayacak orandadır.

Işık kirliliğine karşı alınabilecek önlemler nelerdir?

  • “Ne kadar çok ışık, o kadar iyi aydınlatma” düşüncesi doğru bir aydınlatma yaklaşımı değildir. Aydınlatılması gereken bölgenin ihtiyacını karşılayacak kadar aydınlatma yapılmalıdır.
  • Işık kaynaklarının özenle seçilmesi önemlidir. Enerji tasarrufu sağlamak amacıyla, görülmeyen dalga boyundaki radyasyonun, yani kızılötesi ve morötesi ışınımın filtrelendiği ışık kaynakları kullanılmalıdırlar
  •  Amaca uygun aydınlatma yapılmalıdır. Aydınlatmanın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşmamasına özen gösterilmelidir.
  • Işık kontrolü sağlayan zaman ve varlık algılayıcıları ile loşlaştırma ünitelerinden faydalanılmalıdır. Günlük akışı olumsuz etkilemeden, gecenin belirli bir saatinden sonra aydınlatma seviyesi düşürülmelidir.
  • Ana gözlem istasyonlarının çok yakınında yerleşimi önlemek gereklidir. Ayrıca gözlem istasyonlarının çevresinde yerleşim konusunda sıkı denetlemeler yapılmalıdır.
  • Bina dış cephe, ve reklam ilan panolarının aydınlatılması yukarıdan aşağıya doğru yapılmalıdır.



2 Haziran 2013 Pazar

Kim Milyoner Olmak İster

Dünyanın en çok kazandıran ve izlenilen bilgi yarışmasında, çok uzun zamandır final sorusunu açtıracak yarışmacısı bekleniyordu. Ve o yarışmacı(söylemeden geçemeyeceğim) aynı liseden mezun olduğum Şeyma Özin oldu. Öncelikle Şeyma’yı tebrik ediyorum. Bilgisiyle  buralara kadar geldi. Açtırdığı soruyu bilemedi fakat 1.000.000 TL’lik soruya cevap vererek büyük bir cesaret örneği gösterdi.


İşte o 1 milyonluk soru:

Herodot'un yazdığı, Mısır Firavununun dilin kökeni deneyinde, doğunca çobana verilerek kapatılan, o dahil kimseyle konuşturulmayan çocuğun söylediği ilk kelime nedir?

A: Ver
B: Anne
C: Ekmek
D: Su

Şeyma, final sorusuna A şıkkı olan 'Ver' cevabını verdi. Ama doğru cevap C şıkkı ekmekti. Şeyma 15 bin lira ile yarışmaya veda etti.
Kendisini tekrardan tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum.